Antakya'da, üniversiteye yakın oturan Suna Hanım, Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğretim üyesiydi; eşi de kamuda çalışıyordu. Sekiz yaşında ilkokula giden ve dört yaşında anaokuluna başlayan iki çocukları için, okul ve kreş saatleriyle mesainin örtüşmediği saatlerde süren bir bakım düzenine ihtiyaçları vardı. Evde Türkçe ve Arapça birlikte konuşuluyordu; aile, büyüklerle iletişim kurabilen ve çocuğun okul Türkçesini de destekleyen bir bakıcı istedi. Çare'de çocuk gelişimi formasyonlu, çok dile yatkın ve okul çıkışı eşliğine hâkim bir bakıcıyla okul sonrası düzende anlaştı. Okul çıkışı eşliği, ödev rutini, aylık mozaik müzesi-gastronomi gezisi, sosyal etkinlik koordinasyonu ve ekran kuralları sözleşmeye yazıldı.
İlk haftalarda kayıt yapılmadı. Bakımın süreceği görülünce aile, e-Devlet'ten 5510 EK-9 bildirimini tamamladı; bakıcı böylece iş kazası sigortası, hastalık raporu ücreti ve SGK sağlık güvencesi kapsamına girdi.
O kararın değeri kısa süre sonra anlaşıldı: bakıcı bir dönem rahatsızlanıp tedavi gördü. SGK kaydı olduğu için süreç güvenceliydi. Suna Hanım'ın sözü şu oldu: "Çok dile yatkın, çocuğu güvenle gözeten bir bakıcı bulmak değerliydi; güvenceye almak da şarttı. Bildirimi ilk gün yaptırın."